21 Ağustos 2025 Perşembe

🤓Ergenlik😵‍💫🤐😵‍💫🥳🤓🥁

 Ergenle yaşamak ayrı bir uzmanlık alanı, hatta yüksek lisans konusu. Kitaplarda yazmaz, derslerde öğretilmez; birebir tecrübe ederek öğreniyorsun. Mesela ergen dediğin varlık, aynı gün içinde hem “büyüdüm ben!” diye bağırır, hem de ayakkabısını bağlamak için seni çağırır. Bu ikisini nasıl birleştiriyor hâlâ çözemedim.


En komik kısımlardan biri yemek mevzusu. Menüye göre ruh hali değişiyor. Dün spagettiye bayılan çocuk bugün aynı tabağa “Bunu mu yiyeceğiz?” diye bakıyor. “Sen dün çok sevmiştin” dediğimde cevabı hazır: “O dün’dü anne, bu bugün.” Yani yemekler bile ergenlikte zamana göre değer kaybediyor, borsa gibi.


Bir de o odalar yok mu… Ergen odası, paralel evren gibi. Girdiğinde başka bir boyuta geçiyorsun. Çoraplar kaybolmuş, kitaplar yer çekimsiz ortamda süzülüyor gibi, masanın üzerinde de bir “atıştırmalık müzesi.” Ben soruyorum: “Oğlum, bu dağınıklık ne?” O gayet sakin: “Benim düzenim bu.” Demek ki evrenin başka köşelerinde de ‘düzen’ kelimesi farklı anlamlara gelebiliyormuş.


Teknoloji meselesi apayrı bir sahne. Telefonu elinden alsan sanki oksijenini kesmişsin gibi. Bir keresinde dedim ki “Telefonu biraz bırak da bizimle otur.” “Ama ben arkadaşlarımla konuşuyorum” dedi. Yahu arkadaş, sen yanımda oturuyorsun, benimle konuşmayı denesen? O da ayrı bir deneyim tabii.


Konuşmalar ise başlı başına bir komedi. Sorduğun her soruya verdiği cevap üç kelime: “Bilmiyorum, boşver, neyse.” Ama oyun arkadaşına saatlerce konuşabiliyor. Geçen gün kendi kendime düşündüm: Acaba biz yanlış dil mi konuşuyoruz? Belki de ergence diye bir dil var ve biz ebeveynler bu kursa yazılmadık.


Ama en eğlenceli kısım, ani duygu değişimleri. Bir dakika önce kahkaha atan çocuk, iki dakika sonra odasına kapanıp “Ben çok sıkıldım” diyor. Ardından geliyor ve “Anne, bana bir şeyler alsana” diyor. Yani duygu geçişleri Formula 1 arabasından hızlı. Takip etmek için kronometreyle yaşamak gerekiyor.


Bütün bu kaosun içinde insan bazen deliriyor, bazen kahkaha krizine giriyor. Çünkü ergenle yaşamak gerçekten bir stand-up gösterisi gibi. Onların her tripleri, her cevapsız “hııh”ları, her dramatik bakışları aslında hayatın en komik malzemeleri. Belki de işin sırrı, kızmamak, inatlaşmamak, sadece gülmek. Çünkü gülünce işler kolaylaşıyor.


Ben şunu öğrendim: Ergenlik dönemini geçiren çocuğun varsa, evinde sürekli bir reality show var demektir. Senaryosuz, doğaçlama, bol kahkahalı. Ve günün sonunda sinirlenip söyleniyorsun ama sonra kendi kendine gülmeye başlıyorsun. Çünkü bu dönem gelip geçiyor ama hatıraları ömür boyu gülünç kalıyor. 😂

🔥AŞK VE MUTLU EVLİLİĞİN SIRRI

♥️♥️♥️♥️🎉🎉🎉Aşk ve Mutlu Evliliğin Sırrı: “Birlikte Gülmeyi Öğrenmek”


♥️♥️♥️♥️Aşk, çoğumuzun hayatındaki en büyük mucizelerden biri... Ama evlilik, o mucizeyi yaşatmak için bazen biraz “kahkaha terapisi”ne ihtiyaç duyar. Çünkü gerçek mutluluk, sadece romantik anlar değil, aynı zamanda birlikte gülmekten geçer.


İşte sana aşk ve mutlu evliliğin komik ama gerçek sırrı.

1. Evlenince Anladım ki, “Yorgan Kadar Önemliymiş!”


Evet, ne romantik sözler ne de büyük jestler... En büyük mutluluk bazen soğuk kış gecesi sıcacık yorgan altında, eşinle yan yana uyuyabilmekmiş. Hele bir de o yorganın sadece ortasında kalmadıysan, tadından yenmez!


2. Telefonu Açmıyorsa Panik Yapma, Muhtemelen Sadece Su İçiyordur


Eşin suskun kaldığında hemen “Kavga mı var?” diye düşünme. Büyük ihtimalle sadece suskunluk modunda, belki su içiyordur ya da unutkanlık devreye girmiştir. Unutma, bazen sessizlik en iyi iletişimdir!


3. Tartışmalarımız Dizi Senaryolarından Daha Entrikalı, Ama Televizyonu Kapatıyoruz


Evlilikte kavga etmek kaçınılmaz olabilir, ama en güzel yanı sonunda barışmaktır. Ve tabii, kim kazanırsa kazansın, televizyonu kapatmak en iyi çözümdür. Çünkü “Kim haklı?” yarışından daha önemli şeyler var: Mesela dizi devam etsin.

4. Romantik Akşam Yemeği: Patates Kızartması ve Netflix


Büyük akşam yemekleri, mum ışığı derken… Bazen en güzel romantik anlar, yan yana patates kızartıp Netflix izlerken yaşanır. Romantizmi abartmaya gerek yok; bazen en sade anlar, en değerli olanlar.

5. Sır Saklamak mı? En Büyük Sır “Çamaşır Makinesi Nasıl Çalışıyor?”


Evin küçük sırları, evliliği tatlandırır. Mesela eşin çamaşır makinesini çalıştırmayı bilmiyor olabilir, ama bu durum bile kahkahalara sebep olur. Ortak sırlar paylaştıkça, bağınız güçlenir.

6. Birbirimizin Huylarını Kabullenmek, Aşkın En Büyük Sınavı


Eşim sürekli terliğini kaybeder, ben ise sabahları geç kalkarım. Ama önemli olan birlikte gülmek ve bu küçük kusurları sevgiyle karşılamak. Çünkü gerçek aşk, kusurlarla güzel.

7. Evlilik: Bazen Terapi, Bazen Stand-up Gösterisi

Evli olmak, bazen ciddi konuşmalar yapmayı, bazen de birlikte kahkahalar atmayı gerektirir. Eğer kavga ederken bile gülebiliyorsanız, doğru yoldasınız demektir

Sonuç olarak;


Mutlu evlilik, sadece sevgiyle değil, aynı zamanda birlikte gülebilmekle mümkündür. Hayatın zorlukları karşısında birbirine destek olmak kadar, komik anları birlikte paylaşmak da aşkın gizli sırrıdır.

Senin evlilikte gülme

 anların neler? Yorumlarda paylaşırsan hep birlikte çoğalırız! 💕

🥰🎉🔥🥰🥰🥰❤️

 

Evlilik Kahkahasız Olmaz 😂❤️

Evlilik… Dışarıdan bakınca masal gibi. Gelinlikler, düğünler, romantik şarkılar… Ama aslında kimse size işin perde arkasını anlatmıyor. Mesela masalda “prens ve prenses mutlu yaşamış” diyor ya, onun devamı yok. Oysa devamı çok eğlenceli: kumanda kavgası, bulaşık tartışmaları, “ben öyle demek istemedim” açıklamaları…


Benim evliliğim mesela başlı başına bir komedi dizisi. İlk yıllarda her şeyi ciddi ciddi tartışmaya çalışırdım. Deliller, kanıtlar, neredeyse PowerPoint sunumuyla çıkacağım! Ama sonra anladım ki evlilikte haklı olmak hiç önemli değil. Haklı çıktığında ödül yok çünkü. Ama “Hayatım, sen haklısın” dediğinde birden huzur geliyor, kahve geliyor, hatta bazen tatlı bile geliyor. ☕🍰 O yüzden altın kural şu: huzur mu istiyorsun, kahve mi? O zaman haklı çıkmaya çalışma.


Küçük sürprizler de evliliğin gizli kahramanı. Bir kutu çikolata, bir “iyi ki varsın” mesajı, bazen üç günlük tripleri sıfırlıyor. Ama işin püf noktası var: Çiçeği market poşetiyle getirmeyeceksin! Çünkü o an romantizm değil sorgu başlıyor: “Bu çiçeği bana mı aldın, yoksa kasada kampanya mı vardı?” 🌹😂


Ev işlerine gelirsek… Arkadaşlar, burada strateji şart. Bulaşıkları bir kere gönüllü yıkadın mı, geçmiş olsun. Ömür boyu “Sen zaten bulaşıkları hep yıkıyorsun” etiketi senin üzerine yapışır. Ben artık işi öğrendim: Ev işlerinin %49’unu yapıyorum, %51 eşimde kalıyor. O küçücük %2 var ya, işte evlilik barışının teminatı o! ⚖️


Bir de sosyal medya meselesi var ki, bence evliliğin mayın tarlası. Bir gün yanlışlıkla eşimin 2015’teki fotoğrafını beğendim. Hemen soru geldi: “Sen oraya nasıl indin?” Vallahi kaydırırken oldu, ben sadece parmağıma hâkim olamadım! Ama açıklama yok. O günden sonra bildirimler açık, parmak freni de her an hazır. 📱😅


Evde sessizlik ise bambaşka bir işaret. Eğer bir gün eşiniz sessizse, panikleyin. Çünkü ya size kırılmıştır ya da yeni bir dekorasyon planı yapıyordur. İkisi de masraflı, ikisi de yorucu. Benim tecrübemle söylüyorum: Sessizlik = yaklaşan fırtına. 😂


Ama şunu öğrendim: Mizah, evliliğin en güçlü kurtarıcısı. Bir tartışmanın tam ortasında bir espri yaparsanız iş bir anda tatlıya bağlanıyor. Bir keresinde eşim bana, “Benimle hiç ilgilenmiyorsun” dedi. Ben de “İlgilenemiyorum çünkü sana hayranım, sana bakamıyorum” dedim. Birden kavga bitti, kahkaha başladı. İşte o an anladım ki, gülümseme evliliğin yapıştırıcısı.


Sonuç? Evlilik aslında uzun soluklu bir komedi dizisi. Bazen dram bölümleri var, bazen romantik sahneler, ama günün sonunda aynı kanalda, aynı koltukta yan yana oturup beraber gülüyorsanız, işte o evlilik sağlamdır. ❤️