Ergenle yaşamak ayrı bir uzmanlık alanı, hatta yüksek lisans konusu. Kitaplarda yazmaz, derslerde öğretilmez; birebir tecrübe ederek öğreniyorsun. Mesela ergen dediğin varlık, aynı gün içinde hem “büyüdüm ben!” diye bağırır, hem de ayakkabısını bağlamak için seni çağırır. Bu ikisini nasıl birleştiriyor hâlâ çözemedim.
En komik kısımlardan biri yemek mevzusu. Menüye göre ruh hali değişiyor. Dün spagettiye bayılan çocuk bugün aynı tabağa “Bunu mu yiyeceğiz?” diye bakıyor. “Sen dün çok sevmiştin” dediğimde cevabı hazır: “O dün’dü anne, bu bugün.” Yani yemekler bile ergenlikte zamana göre değer kaybediyor, borsa gibi.
Bir de o odalar yok mu… Ergen odası, paralel evren gibi. Girdiğinde başka bir boyuta geçiyorsun. Çoraplar kaybolmuş, kitaplar yer çekimsiz ortamda süzülüyor gibi, masanın üzerinde de bir “atıştırmalık müzesi.” Ben soruyorum: “Oğlum, bu dağınıklık ne?” O gayet sakin: “Benim düzenim bu.” Demek ki evrenin başka köşelerinde de ‘düzen’ kelimesi farklı anlamlara gelebiliyormuş.
Teknoloji meselesi apayrı bir sahne. Telefonu elinden alsan sanki oksijenini kesmişsin gibi. Bir keresinde dedim ki “Telefonu biraz bırak da bizimle otur.” “Ama ben arkadaşlarımla konuşuyorum” dedi. Yahu arkadaş, sen yanımda oturuyorsun, benimle konuşmayı denesen? O da ayrı bir deneyim tabii.
Konuşmalar ise başlı başına bir komedi. Sorduğun her soruya verdiği cevap üç kelime: “Bilmiyorum, boşver, neyse.” Ama oyun arkadaşına saatlerce konuşabiliyor. Geçen gün kendi kendime düşündüm: Acaba biz yanlış dil mi konuşuyoruz? Belki de ergence diye bir dil var ve biz ebeveynler bu kursa yazılmadık.
Ama en eğlenceli kısım, ani duygu değişimleri. Bir dakika önce kahkaha atan çocuk, iki dakika sonra odasına kapanıp “Ben çok sıkıldım” diyor. Ardından geliyor ve “Anne, bana bir şeyler alsana” diyor. Yani duygu geçişleri Formula 1 arabasından hızlı. Takip etmek için kronometreyle yaşamak gerekiyor.
Bütün bu kaosun içinde insan bazen deliriyor, bazen kahkaha krizine giriyor. Çünkü ergenle yaşamak gerçekten bir stand-up gösterisi gibi. Onların her tripleri, her cevapsız “hııh”ları, her dramatik bakışları aslında hayatın en komik malzemeleri. Belki de işin sırrı, kızmamak, inatlaşmamak, sadece gülmek. Çünkü gülünce işler kolaylaşıyor.
Ben şunu öğrendim: Ergenlik dönemini geçiren çocuğun varsa, evinde sürekli bir reality show var demektir. Senaryosuz, doğaçlama, bol kahkahalı. Ve günün sonunda sinirlenip söyleniyorsun ama sonra kendi kendine gülmeye başlıyorsun. Çünkü bu dönem gelip geçiyor ama hatıraları ömür boyu gülünç kalıyor. 😂
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder